Ana Menü
Anasayfa
Köyümüz
Muhtar ve İmamımız
Vefat Edenler
Arama
E-Devlet
Site Haritamız
Bilgi Edinme Formu
Önemli Linkler
Yöresel Sözler PDF Yazdır E-posta
Yazar Hüseyin ŞAHİN   

Y Ö R E S E L   S Ö Z L E R

Anadolu’nun pek çok yöresinde olduğu gibi, bizim oraların da kimisi şiveli, kimisi yerel ifadeleri vardır. Ben bunlardan aklıma gelenleri yazmaya çalışacağım:

Bi kere özellikle “oğlu” ile biten isimlerin yuvarlanması sözkonusudur. Örneğin Çobanoğlu’larsan Ahmet demek için “çobanoğun Ahmet” denir. Bu tabii aynı zamanlarda birbirine benzeyen isimlere ait kişilerin kimlerden olduğunu belli eder. Eskiden soyadı kanunu yokken, her sülaleyi tanımlayan isimler varmış. Bu kullanım da oradan gelir. Örneğin: Çobanoğun, Mülazımın, Berberoğun gibi…

Tümay’ın çok sevdiği “Ekinle baaşlu sarardu” ifadesindeki “başlu” da tamamen, baştan aşağı anlamına gelir.

Çok sık anlatılan bir hikayede kullanılan “curu” da çok sulu, kıvamlı olmayan demektir.
“Sası” tatsız tuzsuz anlamındadır.

Annemin Nermin’e zorla öğrettiği “gırboğğ” ise kurbağa’nın kolay söylenişidir. Hani annem bişey anlatırken “gırboğğ” demiş, Nermin anlayamamış. “gırboğ ne anne” demiş. O da “işte bilmiyon mu gırboğğ’yu, hani zıplar” falan demiş. Derken Nermin “Haaaa, Kurbağa mı?” deyince, “Tamam işte, gırboğğ” demiş.

Dedem bana hep sorardı, bilmiyorum zannederek: “Sen Gumpir’i biliyon mu? Sen Kelem’i biliyon mu?” diye. Gumpir, orjinali Kum-piri olan Patatestir. Kelem ise Lahana.

Avloğ : Bahçe veya tarlaların etrafına dikenli çalılarla yapılan çit. “Avloğya diken kesmeye gidiyorum.”
Aydaş : Çok cılız, eneze, hastalanacak kadar zayıf, bir deri bir kemik olan kimse. “Şu haline bak! Aydaşın çıkmış” (Annemin Mustafa için çokça kullandığı bir sözcüktü eskiden)
Banak : Lokma, Yufka ekmeğin dürülere yenebilecek kadar olan parçası
Bıdımık (Bıdımıcık) : Azdan daha az, çok ufak veya küçük .“Ekmeğin kenarından bıdımık ısırmış.” Yine annemin Baki abimi Zerrin’in zayıflatma çabalarına karşı söylediği söz.
Bizehem (Bizeğem) : Çok az, çok küçük miktarda. “Bizehem düşün”
Calay : Konuşma sorunu olmadığı halde kulağı duymaması sebebiyle konuşamayan kimse .“Konuşsana be adam! Calay mısın?”
Cazu : Terbiyesiz, her zaman bencil ve ne pahasına olursa olsun haklı olmak için çabalayan kadın. “Cazuluk yapma”
Dasdingil : Gideceği yere gerekli hazırlığı yapmadan giden kimse. “Otele dasdingil gelmişim. Yanımda ne pijamalarım, ne de param var.” “Dasdingil pikniğe gitmişiz. Aç kaldık.”
Gapcuk (Kapcık) : 1) Mısırın bitkisinin dışındaki kabuk. “Mısırı kapcuklarından çıkarıp, birbirine bağladılar.” 2) İnsanları aşağılamak için kullanılan bir hakaret sözü. “Gapcukluk yaptı gene. Sinirlerim bozuldu.”
Gavşamak : Gevşemek “Sandalyenin ayakalrı iyice gavşadı”
Gı : “Kız” kelimesinin kısaltılmış şeklidir, “Be” ünlemine yakın bir anlam ifade eder. “Öyle değil mi gı?”
Gölbez : Köpek yavrusu. “Gölbez gibi bağırdı durdu, susturamadık.”
Hapaz : Bir avuç dolusu. “Cebime hapaz hapaz leblebi koydu.”
Hortlu : Küçük ve bakıma muhtaçken annesi ve babası ölen çocuk. “Ha onlar mı? Daha beş günlük iken bir trafik kazasında hortlu kalmışlar.”
Gadunum : Beğenilen ve hoşa giden şeyler için kullanılan bir ünlemdir. “Oh gadunum! Ayranda bu sıcağa iyi gitti.”
Kavurga (Gavurga) : Mısırın ateşte patlamış hali
Kazık (Gazuk) olmak : Hiçbir yere yakışmayan, hep ortada kalan için kullanılır. “O mu? Bırak! Hiçbir işe yaramaz kazığın (Gazuğun) tekidir.”
Kelik  : Tarlaların kenarlarına tarlayı beklemek veya çalıştıktan sonra dinlenmek için ahşap malzeme kullanılarak yerden yüksek olarak inşa edilen kullanılışına göre bazen üç tarafı da kapalı, bazen sadece çatısı kapalı olarak yapılan baraka.
Kiren : Kızılcık ağacı ve meyvası.
Kömüş : Camız , Manda
Mada : İştah, yeme isteği. “Lütfen üsteleme, madam almıyor.”
Oklağaç : Oklava
Serit : Sırık kebabı yapılırken pişen etten toplanan yağ.
Süyen : Bahçe veya tarlaların etrafına çakılan sivri kazık.
Şilepe : Yemiş ve tatlıların bıraktıkları yapışkansı leke . “Ellerin şilepe olmuş, bir yere dokunman onları yıkayalım.”
Varivi : Yürü git anlamında bir kelime. “Varivi. Varivi. İşini gör de gel.”
Yaslağaç : Üzerin de hamur açılan dört ayaklı, yuvarlak yassı tahta, Yastığaç.
Yazım ekmeği : Pişirilen yufkaların kuru olarak muhafaza edilmesi ve tüketileceği zaman ıslanarak yemeğe hazırlanması şeklinde kullanılan ekmek.
Yeğnişek : Oldukça hafif, yeğin. “Bu çuval yeğnişek. Çocuk bile taşır.”
Yişek (Yeğnişek, yiğnişek) : Hafif “Oğlum sen de amma yiğnişeksin.”
Yoka : Sığ, derin olmayan. “Suya baktım su çok yokaydı”
Hapaz : Bir avuç dolusu. “Cebime hapaz hapaz leblebi koydu.”
Goğuz (koğuz) bırakmak : Aralık bırakmak
Gebertlek : Yarı kurumuş taneli fasulye
Madası almak/almamak : İştahı olmak/olmamak, “Bugünlerde hiçbişey madam almıyo.”
Gavsası daralmak : Canı sıkılmak, “Zaten gavsam daralmış…”
Midare etmek : Birine ihtiyaç duymak, yardım istemek. “Ne midare edeceğim o adama?”
Gıdırım olmak : Sinir olmak

Kaynak : Boyabat Gazetesi

Gönderen : Ahmet ÇOBANOĞLU    

 

Son Güncelleme ( Perşembe, 30 Nisan 2009 )